0
Katatonia hakkında benim de bir çift lafım var!

Sanırım lise zamanlarıydı. Duygusaldım ve metalciydim. Gerisini siz hayal edin. Kolları itina ile kesilmiş ve soluk renkli Megadeth tişörtüm 30 yaşına geldim halen arkadaşlarım tarafından arada sırada hatırlatılıyor. Pişman değilim. O zamanlar Death, Rotting Christ, Opeth ve hepsinin arasında dağlara taşlara sığdıramadığım Katatonia en çok dinlediğim gruplardı. Hatta Gateways of Bereavement şarkısını kaseti başa alır alır dinlerdim. Sonra hayata ayak uydurup değiştim.

 

O günden bu yana Katatonia en az benim kadar değişti. Müzikleri ufak çaplı bir evrim geçirdi. Brave Murder Day’den bu yana Katatonia soluk albüm kapakları yapıyor. Yaşadıkları memleketten midir nedir bilmiyorum hep bir kanat, kuş, ölü bir şeyler falan. Albüm kapakları biraz fazla depresif. Yeni albümleri Dead End Kings ile kuş konusu tekrardan canlanıyor. Yine depresif yine içten ve yine acayip kafalar. Katatonia müziği güzel yollarda ilerliyor. Bana acı veren bir şey söylemek durumundayım. Dead End Kings bazı şarkıları çıkartıp kusursuz bir EP haline getirilebilirmiş.

Albüm Arap atı gibi sonradan açılıyor. İlk üç şarkıya bir türlü ısınamadım. Daha sonra gelen şarkılardan çok iyileri şöyle kenara ayırıyorum. Bana kalsa yarısını  “B sides and rares” diye albüm yapmak üzere kenara koyardım. Ancak diğer yarısı… İşte o yarı tüyleri diken diken etsin diye, insanı alıp İsveç kışlarına götürsün diye dinlenir. Kim ne derse desin Katatonia’nın yeri bir başka. Hiç bir şeyden anlamasam bile hayatımda sevdiğim, değer verdiğim insanlar Katatonia dinliyor. Onlarla birlikte bayıla bayıla dinleyeceğim. Başlığın aksine bir çiftten fazla konuşmuşum. Affola.

Paylaşımda kalite olmak için
İsminiz E-posta'nız Web siteniz